• Altın Çocuklar Akademisi

    HOŞGELDİNİZ...
    HOŞGELDİNİZ...

    Altın Çocuk Akademisi olarak biz, Çağdaş ve güçlü bir Türkiye hayalinin eğitim ve öğretimden geçtiğini biliyoruz. Uzman eğitim kadromuzla, bilgisayar destekli çalışma ortamımızla, çağdaş eğitime önemli bir boyut kazandırıyoruz. Verdiğimiz eğitimle ülkemizin aydınlık geleceğine katkıda bulunmanın heyecanını taşıyor ve öğrencilerimizle paylaşmaktan gurur duyuyoruz.

    TEKNİK DETAYLAR


    GENEL BİLGİLER


    OKULUMUZUN TARİHÇESİ


    OKULUMUZUN MİSYONU


    OKULUMUZUN VİZYONU


    Devamı

    Bizden Haberler


    KIŞ GELDİ..!

    Sayın Veli; Servis şoförümüzün değişikliği nedeniyle sabah ve akşam servislerinde gecikmeler yaşanmıştır. Göstermiş olduğunuz hassasiyet, sabır ve anlayış için binlerce teşekkür ediyoruz. Kış mevsimi nedeniyle olabilecek gecikmelerden dolayı şimdiden özür diliyoruz. Mevsimin kış olması nedeni ile servis araçlarımıza kar lastikleri takılmıştır. Gerektiğinde zincir de takılacaktır. Bilgilerinize… İyi yıllar, iyi kışlar… Necla ÇAKIR SÜNEÇLİ



    müzik dersi

    18 Eylül 2012 Salı günü müzik derslerimiz başlıyor.



    2012-2013 Kayıtlarımız

    Yeni dönem kayıtlarımız devam etmektedir. yoğun ilginize teşekkür etmekteyiz.



    Yeni Sitemiz Yayında

    Altın Çocuklar Akademisi sitesi değişen yeni yüzü ile yayın hayatına başlamıştır. Daha dinamik ve daha geniş bir içeriğe sahip olan sitemiz aynı zamanda daha sevimli. Bize dair tüm etkinlikleri, haberleri, yemek listeleri ve daha nicelerini sitemiz aracılığıyla takip edebilirsiniz.


  • Rehberlik

    SÜT VE ÜRÜNLERİNİN BESLENMEDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

    Süt ve ürünlerinin beslenmedeki yeri ve önemi Süt, canlının gelişmesi, yaşayabilmesi v

    TELEVİZYON ÇOCUĞUMUN PSİKOLOJİSİNİ BOZAR MI?

    Günümüzde televizyon (TV) artık hayatımızın çok önemli parçalarından biri olmuş durumda. Bir kuşa

    ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ VE UYUM BOZUKLUKLARI

    ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ VE UYUM BOZUKLUKLARI Çocuklar her yeni gelişim dönemine geçtiklerinde

    BOŞANMANIN ÇOCUKLARA ANLATIMI

    Sözlük anlamı ile boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. ...

    ÇOCUĞUMUN ÖZGÜVEN GELİŞİMİNE NASIL KATKI SAĞLARIM?

    Kişideki özgüvenin temelleri çocukluk hatta bebeklik dönemine dek uzanır. Dünyaya geldiğimizde ebeve

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YEME SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YEME SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ Okul öncesi dönemde yeme sorunları sıkça ortaya ç

    Önemli Bilgiler

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ 3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır.Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa’nın 42. Maddesinde belirtilen eğitim hakkından yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir.Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocukla

    Devamı
  • Yuvamız

    TEKNİK DETAYLARTEKNİK DETAYLAR

    -Okulumuz 1200 m2 alanına sahiptir. İnşaatı tamamen ''Anaokulu Projesi''ne uygun yapılmıştır. -Okulumuz 6 adet sınıf,oyun odası,sanat odası,sinema ve bale odası,iki adet yemekhane,iki adet uyku odası,bekleme odası ve idari odalardan oluşmaktadır. -Öğretmenlerimizin hepsi Çocuk Gelişimi Mezunudur. -Eğitimlerimiz de Montessori,Çoklu Zeka Kuramı ve Orff-Schulwerk yaklaşımları doğrultusunda verilektedir. -Her yaş grubumuz farklı sınıflarda eğitim görmektedir. Sınıflarımız doğum tarihleri göz önüne alınarak belirlenmektedir.(İlk 6 ay ve son 6 ay) -Eğitim programımızın içinde kadromuz dışından uzman öğretmenler tarafından branş dersleri verilmektedir. -Faaliyet programımız ve yemek listesi her ay velilerimize verilmektedir. -Temizlik,suya çeken ve havayı temizleyen temizlik robotu ile yapılmaktadır.Ayrıca haftada üç defa mutfak,lavabo ve tuvaletler 180 derece ısı veren buhar makinesi ile temizlenmektedir.Böylelikle özellikle bulaşıcı hastalıklar için hijyen en iyi şekilde sağlanmaktadır. Temizliğimiz daimi görevlimiz tarafından yapılmaktadır. -Doğum günü malzemeleri dışında dışarıdan herhangi bir bir gıda malzemesi alınmamakta olup,her türlü yemeğimiz aşçımız tarafından yapılmaktadır. -Okulumuzun özel yüzme havuzu ve özel güvenliği bulunmaktadır. -Su sistemimiz ''Reverse Osmosis'' arıtma ve filtreleme sistemi ile çalışmaktadır.Böylelikle yemeklerimizde ve içmede sağlıklı ve risksiz su kullanmaktayız. -Çocuklarımız için alınan her türlü gıda,oyuncak,kırtasiye ve temizlik ürünü markalı ve tescilli ürünlerdir. -Okulumuzda 24 saat kayıtta olan ve çocuklarınızı izleyebileceğiniz kamera sistemi vardır.

    GENEL BİLGİLER

    Çocuklarımıza,eğlenirken öğretmeyi amaçlayan Özel Altın Çocuklar Akademisi ,öncelikle sağlık ve mutluluğunu esas almaktadır. Tam zamanlı çalışan pedagogumuz,deneyimli eğitim kadromuz ,çocuklarımıza verdiğimiz hizmetlerde daha verimli olmamızı sağlayarak ,alanımızda farklılığımızı ortaya koyar.Her yaştaki çocuğa ayrı eğitim programları hazırlamanın önemini bilen kadromuzla,1985 yılından beri donanımlı bireyler yetiştirmek için çocuklarımızın ve sizlerin yanında olmaya devam ediyoruz. Siz ve çocuklarınıza 1985 yılından beri hizmet veren ALTIN ÇOCUKLAR AKADEMİSİ,120 çocuk kapasiteli deprem yönetmeliğine uygun Batıkent/ESKİŞEHİR'de hizmet vermeye devam ediyor.

    OKULUMUZUN TARİHÇESİ

    1985 yılında beridir Eskişehirlilerin hizmetinizdeyiz.

    OKULUMUZUN MİSYONU

    Araştıran,sorgulayan,üreten,yeniliklere açık,teknolojiyi benimseyen,yapılanmayı ve yaşam boyu öğrenmeyi hedef edinen,Atatürk'ü seven bireyler yetiştirmektir.

    OKULUMUZUN VİZYONU

    Geleceğin bilgi toplumunda,her alanda örnek gösterilen bir okul öncesi eğitim kurumu olmaktır. Çevreye uyumlu,güler yüzlü bireyler ve yetiştirmek için deneyimli kadromuzla çocuklarımızın ve sizlerin yanınızda olmaya devam edeceğiz.

  • İletişim Formu

    Adresimiz



    Altın Çocuklar Akademisi ESKİŞEHİR

    Batıkent Mah.Dikmen Sk.No:16 AYDINLAR / ESKİŞEHİR
    Tel: 0(222)3152160 .. 0 506 781 37 00
    E-mail: info@altincocuklarakademisi.com
    http://www.altincocuklarakademisi.com

  • Ekibimiz


    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: Filename cannot be empty in /home/acocuk/domains/altincocuklarakademisi.com/public_html/index.php on line 1004

    NECLA SÜNEÇLİ
    OKUL MÜDÜRÜ

    Müge ATAKAN DEMİR
    OKUL MÜDÜRÜ

    Hilal TİMUR
    ÖĞRETMEN

    Gülçin DEMİRKOL
    ÖĞRETMEN

    Öznur KARADENİZ
    ÖĞRETMEN

    Seda KOCA
    ÖĞRETMEN

    Melike AŞÇI
    ÖĞRETMEN
  • KIŞ GELDİ..!

    OCAK AYI YEMEK LİSTESİ

    Sayın Veli;

    Servis şoförümüzün değişikliği nedeniyle sabah ve akşam servislerinde gecikmeler yaşanmıştır. Göstermiş olduğunuz hassasiyet, sabır ve anlayış için binlerce teşekkür ediyoruz.

    Kış mevsimi nedeniyle olabilecek gecikmelerden dolayı şimdiden özür diliyoruz.

    Mevsimin kış olması nedeni ile servis araçlarımıza kar lastikleri takılmıştır. Gerektiğinde zincir de takılacaktır.

    Bilgilerinize…

    İyi yıllar, iyi kışlar…

    Necla ÇAKIR SÜNEÇLİ

  • müzik dersi

    18 Eylül 2012 Salı günü müzik derslerimiz başlıyor.

  • 2012-2013 Kayıtlarımız

    Yeni dönem kayıtlarımız devam etmektedir. yoğun ilginize teşekkür etmekteyiz.

  • Yeni Sitemiz Yayında

    OCAK AYI YEMEK LİSTESİ

    Altın Çocuklar Akademisi sitesi değişen yeni yüzü ile yayın hayatına başlamıştır. Daha dinamik ve daha geniş bir içeriğe sahip olan sitemiz aynı zamanda daha sevimli.
    Bize dair tüm etkinlikleri, haberleri, yemek listeleri ve daha nicelerini sitemiz aracılığıyla takip edebilirsiniz.

  • SÜT VE ÜRÜNLERİNİN BESLENMEDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

    Süt ve ürünlerinin beslenmedeki yeri ve önemi

    Süt, canlının gelişmesi, yaşayabilmesi ve verimli olabilmesi için gerekli besin maddelerini büyük oranda bileşiminde bulunduran kusursuz bir besindir.

    Yeni doğan yavru, yaşamın ilk dönemlerinde bu besin içerisindeki protein, yağ, şeker, madensel maddeler, vitamin ve enzimlerden yararlanıp, gelişmesini normal olarak sürdürmekte, yine sütte bulunan ve ona hayatiyet kazandıran koruyucu ve bağışıklık maddeleri antikorlarla da sağlığını koruyabilmektedir.

    Besin değeri esas alındığı zaman, sütün diğer hayvansal kökenli gıdalara nazaran daha ucuz olduğu anlaşılır.

    Sütün ülser tedavisinden kemik erimesini önlemeye kadar birçok yararı vardır. Çocuklar ve yetişkinler için mükemmele yakın gıda niteliğinde olup, yapısında bulunan proteinler yaşam için büyük önem taşıyan eksojen amino asitlerinin tümünü içerdiğinden yüksek biyolojik değerdedir. A ve D vitaminlerini bol miktarda ihtiva eden az sayıdaki besin maddelerinden birini oluşturan süt, ayrıca B6, ve B12 vitaminlerini de önemli miktarda bulundurmaktadır. Ayrıca sütte kalsiyum, potasyum, mağnezyum, sodyum, demir gibi elementler olup, 1 litre süt çocuk ve yetişkinlerin günlük mineral madde ihtiyacının hemen hemen tamamını karşılayabilmektedir.

    Süt yağında hayati önem taşıyan linol ve arakidon asidi gibi yağ asitleri ile kemiklerin oluşum ve gelişimine önemli katkılar sağlayan kalsiyum ve fosfor tuzlarının bol miktarda bulunuşu da ayrı bir öneme sahiptir.

    Süt, özellikle insan yaşamında çok önemli yeri olan proteinler bakımından zengin bir besindir. Sütün kalori değeri, değişik tür sütlerine göre farklılık gösterir. 100 g inek sütünün sağladığı kalori 64, aynı miktar koyun sütünün ise 99 dur.

    Süt besleme değerinin yüksekliği yanında beyin ve sinir sisteminin gelişmesini sağlar, sinir sistemini rahatlatır. Bağırsak florasını düzenleyerek bağırsak kanserini önleyici etkisi vardır. Kemik ve diş teşekkülünü kolaylaştırıp, korunmasını da sağlar. Kalp ritmini düzenler, kan basıncını aşağıya çekerek yüksek tansiyon riskini azaltan süt şekerini (laktoz) ihtiva eden tek gıda maddesidir.

    Vücuttaki kolestrol düzeyini düşürür ve kilo kontrolünü sağlar, yaraların çabuk kapanmasına yardımcı olur.

    Sütteki laktozun diğer bir görevi; kalsiyum, gağnezyum, baryum, fosfor gibi minerallerin emilimini uyarmasıdır. Ayrıca mide, bağırsak, karaciğer, böbrek ve dolaşım sistemi hastalıklarında uygulanan diyetlerin hazırlanmasında sütten geniş ölçüde yararlanılır.

    Günde alınması gereken süt miktarı:

    Bebekler: 700 mlt.

    Çocuklar: 400 mlt.

    Gençler: 350 mlt.

    Yetişkinler: 250 mlt.

    Hamile ve emzikli kadınlar: 500 mlt.

    Yaşlılar: 350 mlt.


    Semra TÜRKMEN
    Ev Ekonomisti

  • TELEVİZYON ÇOCUĞUMUN PSİKOLOJİSİNİ BOZAR MI?

    Günümüzde televizyon (TV) artık hayatımızın çok önemli parçalarından biri olmuş durumda. Bir kuşak öncesinde tek kanallı, siyah-beyaz, günde üç-dört saat yapan; iki kuşak öncesinin çocukluğunun bilmediği TV’nin çocuklar üzerine etkilerini uzun vadeli bilmenin olanağı yok aslında. Ancak öte yandan, son yıllarda, özellikle TV’nin çocuğun hayatında gireli daha uzun yılların geçtiği ülkelerde, TV’nin çocuk ruh sağlığı üzerine etkileri önemli konulardan biri haline geldi.

    Bu açıdan, özellikle şiddet ve cinsel içerikli programlar ve filmlerin çocuğun ruh sağlığını etkileme olasılığı üzerinde durulmakta. Son yıllarda diğer önemli bir nokta da, özellikle küçük çocukların uzun süreler TV seyretmelerinin sosyal gelişim üzerine olası olumsuz etkileridir. Diğer bir nokta da TV’nin zamanı tüketme özelliği, yani TV ile geçirilen zaman diğer aktivitelerden, ödevlerden, oyundan, okumadan zaman çalmakta. Tüm bu açılardan bakıldığında aslında TV’nin hayatımız üzerine etkilerinin bir yaş sınırı yok. Ancak tabii ki, hayattaki değişimlere ve etkilere daha hassas olan küçük yaş çocuklarının üzerine etkilerin daha önemli olacağı düşünülebilir.

    Peki, TV tümüyle kötü bir şey mi? Tabii ki hayır. Aslında, “Önemli olan ne kadar süre seyredildiği ve ne seyredildiği” şeklinde özetlenebilir. Doğru bir zaman ve içerik sınırlaması ile TV çok verimli bir eğitim, eğlence ve iletişim aracı olabilir. Çalışmalar TV’nin çocuğun kelime dağarcığını arttırdığını, ilgi alanlarını genişlettiğini, özellikle müzik, belgesel, haber vb. programlarının genel olumlu etkilerini ortaya koymuştur. Diğer insanlardan, çevre sorunları, yoksulluk, savaşlar gibi hayatın gerçeklerinden haberdar olunmasını, egosantrik düşünceden çıkıp, dış dünya ile ilginin artmasını sağlayabildiği düşünülebilir.

    Genel bir bakışla, söylenebilecek olan, TV seyredilmesi üzerine ebeveynlerin çocuklarının yaş, gelişim düzeyi ve ilgi alanlarına göre programlı, kurallı bir çerçevede tutum sergilemelerinin doğru olduğudur.

    Okul öncesi çocuklarda

    Özellikle 5 yaşına kadar TV’nin içerik ve süre açısından kontrolü ebeveynde olmalıdır. Haftalık olarak program yapılabilir, yaşına uygun çizgi filmler, çocuk programları seçilebilir. TV’nin özellikle birlikte seyredilmesi, TV’de karşılaşılan olaylar üzerine ebeveynin yorumları ile (çok detaya girmeden, anlaşılır bir şekilde) çocuğuna rehberlik etmesi, TV sonrası üzerine konuşulması faydalı olacaktır. Bu açıdan bakıldığında eğitim, eğlence ve kontrol bir arada yapılmış olur, aynı zamanda ebeveyn-çocuk ilişkisi pekişir. Bu yaş grubunda önemli noktalardan birisi de, özellikle konuşma-dil becerileri, sosyal etkileşimi henüz yeterince gelişmemiş çocuklarda TV seyretmenin, özellikle de tek başlarına, uzun süreler, klip, reklam vs. gibi o yaş grubu için herhangi bir faydası olmayan programları seyretmelerinin çocuğun dil ve iletişim becerilerini geciktirdiğidir. Bu açıdan özellikle bakıcıların uyarılması, denetlenmesi gerekli olabilir.

    İlkokul çağı çocuklarında

    Bu yaş grubunda çocuğun TV’de program seçme özgürlüğü başlar. Ancak, burada önerilebilecek uygulama ebeveynin çocuğuna seçenekler sunmasıdır. Yani seçim çocuğundur, ancak seçeneklerin içinden. Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de, çocukların eğlenmeye, çocukça zaman geçirmeye de, hatta diğer erişkin uğraşlarına nazaran daha fazla ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekir. Okula giden çocuklarda, TV saatleri, hafta içi-okul günleri ve hafta sonları olmak üzere iki bölüme ayrılıp düzenlenebilir. Zaman zaman ek saatler, programlar ödül olarak kazanılabilir. Başından beri kurallı ve düzenli bir uygulamaya çocukların uyumu çok zor olmayacaktır. Ancak kendi kurallarınızı kendiniz çiğnediğinizde tekrar bir düzen sağlamak zorlaşacaktır. Bu yaş çocukları kendilerine ait ilgi alanları geliştirmeye başlarlar (ör, coğrafya, botanik, spor dalları vs.). Onlara ilgi alanlarına yönelik faydalı VCD’ler almak, birlikte izlemek ve üzerine konuşmak pek çok açıdan çok mükemmel olanaklar sağlar.

  • ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ VE UYUM BOZUKLUKLARI

    ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞ VE UYUM BOZUKLUKLARI

    Çocuklar her yeni gelişim dönemine geçtiklerinde yeni beceriler kazanmaktadırlar. Çocuğun edindiği her yeni beceri, beraberinde çözülmesi gereken bir sorunu da getirmektedir. Gelişim dönemlerinde karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir; ancak çocuk, bu dönemlerde çevresindeki yetişkinlerin yanlış tutumlarına maruz kalırsa veya sorunlarını çözerken engellemelerle karsılaşırsa, dönemsel (olağan) diye nitelenen bu sorunların çözümü, yeni gelişim dönemlerine ve çocuğun ileriki yaslarına ertelenir. Bu durumlarda ortaya çıkan sorunlar “uyum ve davranış bozuklukları" olarak adlandırılmaktadır.

    Öeğin; çocuk, sosyal duygusal gelişimi gereği yaşıtlarıyla oyun oynaması gereken bir yaşta, sürekli yalnız kaldıysa, ileride içine kapanık bir çocuk ve yetişkin olabilir. Çocuk gelişimsel olarak kendi kendine üstünü giyinme ve yemek yeme davranışlarını yapabilecek becerilere sahipken, aile tarafından sürekli bu becerilerini sergilemesi engellendiyse, bu alandaki gelişimini fark etmesi ileriki yaşlara kalacağı için yeni gelişim dönemlerinde ortaya çıkacak sorunlarla bas etmesi güçleşecektir.



    ZEMİN HAZIRLAYAN TETİKLEYİCİ ve NEDENSEL FAKTÖRLER





    v İhmal: çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının zamanında ve ölçüsünde karşılanamaması.

    v Yeterli ten temasının, göz kontağının ve iletişimin kurulmaması.

    v Aşırı baskıcı, zorlayıcı; aşırı özgür, gevşek ve aşırı korumacı tutumlar.

    v Fiziksel, duygusal ve sözel şiddet.

    v Ayrılık: annenin doğumdan kısa bir süre sonra çalışmaya başlaması, uzun saatler veya süreler anne-babanın çocuktan ayrı olması, sık bakıcı değişiklikleri.

    v Boşanma

    v Kayıp, ölüm

    v Yaşam koşullarında ani ve büyük değişiklikler

    v Bir kardeşin dünyaya gelmesi.

    v Travmatik olaylar: kaza, ciddi hastalıklar, deprem, terör…



    ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARINDAN BAZILARI

    Ø Altını ıslatma(enürezis) ve dışkı kaçırma(enkoprezis)

    Ø Psikolojik kökenli kekemelik

    Ø Parmak emme

    Ø Tıak yeme

    Ø Fobiler ve korkular

    Ø Uyku bozuklukları

    Ø İçe kapanıklık

    Ø Çalma

    Ø Yalan söyleme

    Ø Aşırı hareketlilik

    Ø Saldırganlık

    Ø Uyur gezerlik

    Ø Bağımlılık

    Ø Aşırı inatçılık


    ENÜREZİS

    Çocuklarda görülen altını ıslatma bozukluğudur. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Genellikle çocuklar ortalama 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrolü 2 yaş dolaylarında, gece kontrolü ise 3.5- 4.5 yaşları arasında kazanılır. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolü kazandıkları 4 yaşından sonra hala altlarını ıslatmanın devam etmesi ve bu durumun haftada 2’den fazla olarak sıklık göstermesi “alt ıslatma” adını alır.


    Nedenleri:

    ¢ Kalıtımsal olması. Genellikle %75 kalıtımsal olduğu bilinmektedir.

    ¢ Organik bozukluklar: Mesane kapasitesinin yeterli olmaması, ağır uyku, böbrek ve bağırsak bozuklukları gibi.

    ¢ Psikolojik faktörler; kaygının bilinçdışı ifade edilmesi.

    ¢ Travmatik yaşantılar.

    ¢ Çocuğun sık sık üşütmesi.

    ¢ Yanlış ve baskıcı tuvalet eğitimi verilmesi. Öeğin; Anne-babanın çocuğu zamanında tuvalete götürmemesi ve çocuk altına yaptığında korkutulması gibi.



    Aileye Öneriler:

    ? Çocuğunuzun tıbbı tahlillerini mutlaka yaptırın ki sorunun biyolojik mi psikolojik mi olduğu anlaşılsın.

    ? Çocuğunuza karşı kesinlikle baskıcı ve cezalandırıcı yaklaşmayın.

    ? Onunla alay edip başkalarına söylemekle tehdit etmeyin.

    ? Çocuğunuza bunun bir sorun olduğunu ama üstesinden gelinebilecek bir sorun olduğunu anlatın. Onu cesaretlendirin.

    ? İletişiminizi güçlendirerek yaşadığı duyguları sizinle paylaşmasını sağlayın.

    ? Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.

    ? Önlem amacıylada olsa kesinlikle bez bağlamayın.

    ? Çocuğunuzun bu sorununu tüm yaşamına ve kişiliğine mal etmeyin. Kendine güvenini arttırmaya çalışın.


    SALDIRGANLIK

    Saldırganlık, küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir. Çocuğun güvenlik,mutluluk ya da başka bir gereksiniminin sekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Çocuğun genellikle kendi akranlarına ve başkalarına vurması, ısırması, tekmelemesi, eşyaları fırlatması ve tükürmesi gibi zarar vermeyi hedefleyen davranışlarda bulunmasıdır.

    Nedenleri:

    ¢ Saldırgan davranışların yetişkinler tarafından ödüllendirilmesi ve pekiştirilmesi.

    ¢ Çocuğun yetişkinlerden gerekli anlayışı, sevgiyi ve kabulü görmemesi.

    ¢ Televizyon ve bilgisayar oyunları, kitle iletişim araçlarının olumsuz etkisi.

    ¢ Ana-babanın aşırı otoriter ve baskıcı tutumları, buna bağlı olarak yaşanan iletişim problemleri.

    ¢ Çocuğun ana-babasından şiddet görmesi.

    ¢ Biyolojik olarak çocuğun beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar yaşaması.


    Aileye Öneriler:

    ¢ Öncelikle ana-baba olarak çocuğa saldırganlık modeli olmayın.
    ¢ Saldırgan davranışlara tolerans göstermeyin.
    ¢ Saldırgan davranışları kesinlikle şiddetle cezalandırmayın! Çocukta düşmanlık duyguları gelişir ve pekişir.
    ¢ Çocuk sinirliyken onunla tartışmayın, sakinleşmesini bekleyin ve daha sonra yaptığı davranış ile ilgili konuşun.
    ¢ Çocuğa sosyal gelişimine uygun çeşitli sorumluluklar verin. Böylece çocuğa başarma duygusunu yaşatmış olursunuz.
    ¢ Çocuğa yaptığı bu davranışların dezavantajlarını gösterin. Saldırgan davranış göstererek isteklerini elde edemeyeceğini ona anlatın.
    ¢ Çocuğun olumlu davranışını gördüğünüzde pekiştirin.
    ¢ Çocuğun sportif faaliyetlerde bulunmasına ve belirli bir süre dışarıda oynamasına izin verin. Bu enerjisini boşaltmasını sağlayacaktır.
    ¢ Çocuğun sergilediği saldırgan davranış başkalarının güvenliğini ciddi bir şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durup çocuğa baskı yapmayın.
    ¢ Kızgınlıktan kurtulması için alteatifler bulun.
    ¢ Çocuğunuzun gelişim dönemlerini ve bu dönemdeki ihtiyaçlarını iyi bilerek yerine getirin.
    ¢ Ana-baba olarak saldırgan davranışlar karşısında sakin davranın; sert, duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanın (“Böyle davrandığın için üzüldüm.”).
    ¢ Çocuğa şiddet içeren televizyon programları seyrettirmeyin.
    ¢ Çocuğunuzla mümkün olduğunca daha çok ve kaliteli zaman geçirin.


    YALAN

    Günlük yaşamımızda birçoğumuz yalana başvurabiliriz. Burada en önemli noktalardan biri, çocukların yalanlarının yetişkinlerin yalanları ile karıştırılmamasıdır. Çocukların yalanları, aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği için, gördüklerini çarpıtarak anlatır ve uydurur. Kimi ana-baba, çocuğun olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan saymaktadır. Bunları dinlemek ve olduğu gibi kabul etmek yerine çocuğu suçlar.

    Üç-beş yas çocuğunun hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatırlar ve bu dönemde yalan ile yalan olmayanı ayırt edemezler.


    1-Hayali Yalanlar: Küçük çocuklar gerçeği iyi değerlendiremedikleri için uydururlar. Yetişkinler de bunları yalan olarak görebilmektedirler.

    2-Taklit Yalanlar: Çocuklar ana-babayı öek alır. Ana-babanın yalanına tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir.

    3-Sosyal Yalanlar: Bunlar en yaygın olan yalanlardır. Bir yere gideceğimiz zaman, gitmek istemiyorsak, "Hastayım." diyebiliriz.

    4-Savunma Yalanları: Çocuk kendini korumak için yalan söyler. Çocuk sık sık eleştiriliyor, çocuğa sert tepki gösteriliyor ve mükemmelliğe zorlanıyorsa çocuk, yalana başvurabilir. Çocuk doğru söylediğinde "Yalan söylüyorsun." diye suçlanıyorsa çocukta, bu yalanların alışkanlık haline gelmesine neden olabilmektedir.

    5-Yüceltilmiş Yalanlar: Başkalarının hayranlığını kazanmak için söylenen yalanlardır.



    Nedenleri:

    ¢ Baskıcı ve otoriter anne-baba tutumları.

    ¢ Anne-babanın olumsuz model olması.

    ¢ Ailenin, çocuğa üstesinden gelemeyeceği sorumluluklar yüklemesi.

    ¢ Çocuğun sık sık eleştirilmesi ve başkalarıyla kıyaslanması.

    ¢ Çocuğun mükemmelliğe zorlanması.

    ¢ Çocuğun başkalarının hayranlığını kazanmak istemesi.

    ¢ Bazen de çocuğun özlemlerini dile getirmek istemesi. Öeğin; Babası ölen bir çocuğun . Babasının seyahate çıktığını söylemesi.


    Aileye Öneriler:

    ¢ Çocuğunuza doğru model olun.

    ¢ Çocuğunuza aşırı tepki göstermeyin ve ağır cezalar vermeyin. Aksi takdirde çocuğunuz cezadan kurtulmak için yalan söylemeye devam edecektir.

    ¢ Çocuğunuza üstesinden gelemeyeceği sorumluluklar vermeyin.

    ¢ Yumuşak ve hoşgörülü olun.

    ¢ Kurallarınızı çocuğunuzun yaşamını fazla sınırlandırıcı ve baskıcı olabilecek şekilde koymayın.

    ¢ Çocuğunuzu başkalarına karşı kullanmayın.

    ¢ Asla çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.

    ¢ Çocuğunuzla iletişiminiz olumlu olsun.

    ¢ Çocuğunuza kesinlikle “yalancı” etiketi yapıştırmayın.

  • BOŞANMANIN ÇOCUKLARA ANLATIMI

    Sözlük anlamı ile boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. ...

  • ÇOCUĞUMUN ÖZGÜVEN GELİŞİMİNE NASIL KATKI SAĞLARIM?

    Kişideki özgüvenin temelleri çocukluk hatta bebeklik dönemine dek uzanır. Dünyaya geldiğimizde ebeveynlerimizin bizimle kurduğu ilişki, bu sürecin ana temasını oluşturur.


    Çocuklar için ebeveynler; kendilerini gördükleri, kendileri hakkındaki düşünce ve duyguları oluşturdukları ayna gibidirler. Çocuk onların yaklaşımları ve davranışlarına bakarak kendini tanır ve şekillendirir. Sürekli ‘şımarık’, ‘asi’, ‘inatçı’ gibi tanımlamalar yapılan bir çocuk, bir süre sonra bu tanıma uygun davranışlar gösterecektir. Çocukların olumlu yönlerini öne çıkararak bu tür tanımlamalar kullanmak, olumlu davranışlarını pekiştireceği gibi, özgüven gelişimine de katkı sağlayacaktır.

    Yaşamın özellikle ilk üç yılı özgüven gelişimi için çok önemlidir. Bebek doğduğunda dünyayla kendini ayırt edemez ve kendini annenin bir parçası olarak görür. Temel ‘güven’ duygusunun oluştuğu bu yıllarda, çocuğun ihtiyaçlarının koşulsuz ve hızla karşılanması ‘dünyada güvende olduğu’ ve ‘isteklerini iletebildiği’ bilgisini verir. Bu özgüvenin ilk halidir. 1.5 yaştan sonrasında ise çocuk dünyayı keşfetmek, bağımsızlaşmak ve birtakım şeyleri kendi başına yapmak ister. Ebeveyn bu dönemde onun merakını ve çabasını anlayıp destekleyerek çocuğun büyümeyi güvenle karşılamasını sağlamalıdır. Çünkü davranışı çocukta ‘yapabilirim’ ya da ‘yapamam’ mesajlarını oluşturur. Ebeveynler çocuğu, ileride kendine karşı hayal kırıklığı yaratmayacak bir şekilde cesaretlendirmelidir. Sarılmak, öpmek gibi manevi ödüller ve teşvik edici sözler kullanılabilir. Sonuçlar yerine çocuğun gösterdiği çaba ve isteğin ödüllendirilmesi çocuğun özgüveninin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

    Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalardan bazıları şöyledir...
    - Çocuğunuzla konuşurken onun boy hizasına gelin ve anlattıklarını gözlerine bakarak dinleyin. Konu hakkındaki detayları geri ileterek onu dikkatle dinlediğinizi, duygu ve düşüncelerini önemsediğinizi gösterin. Örneğin: “Bebeğin düştüğü için çok üzülmüşsün” gibi...
    - Onu hiç kimseyle karşılaştırmayın. Her çocuğun kendine özel bir yapısı ve gelişim hızı olduğunu unutmayın.
    - Ona yaşına uygun yapabileceği görevler vererek sorumluluk ve başarı duygusunu destekleyin.
    - Yanlış bir şey yaptığında, eleştirinizi onun kişiliğine yönelik değil, olaya veya davranışa yönelik yapın. ‘Beceriksizsin’ yerine ‘doğru yapabilmek için daha fazla deneyebilirsin’ gibi.
    Özgüveni yetersiz çocuklarda; özsaygı kaybı, değersizlik, içe dönük olma, bağımlılık, kendine ait bir kimlik geliştirememe, kendini ortaya koymaktan çekinme gibi özellikler görülmektedir. Ailelere düşen görev, çocukların duygu ve düşüncelerini ortaya koyabileceği, inisiyatif alabileceği, olumlu yanlarını fark ve ifade edebileceği ortamlar sağlamaktır.

  • OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YEME SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ

    OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE YEME SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ

    Okul öncesi dönemde yeme sorunları sıkça ortaya çıkıyor. Bu dönemde her 3-4 çocuktan 1’inde çeşitli yeme sorunları görülüyor; yemek seçme, az yeme, öğün saatlerinde uygunsuz davranışlar gibi... Ancak, bu sorunların bir kısmı geçici olsa da uygun yaklaşımlar sergilenmediğinde, çoğu zaman ileri yaşlara kadar devam edebiliyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Kliniği’nden Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sabri Hergüner, yeme sorunları ve çözüm yolları hakkında önemli bilgiler verdi.

    Uygun yeme alışkanlıklarının kazanılması sadece fiziksel bir ihtiyacın karşılanmasını değil aynı zamanda sosyal, bilişsel, ruhsal gelişimi destekler.

    Sağlıklı yeme alışkanlıklarının kazanılması, uyku alışkanlıkları ve tuvalet eğitimi gibi diğer aile içi eğitimlerin ilk uygulama alanını oluşturur. Yeme alışkanlıklarının gelişimi bir sıra halinde ilerler. Anne sütü ya da biberondan emme ile başlayan bu süreç; ardından annenin kaşıkla beslemesi, elle yeme, kaşık ve sonra bıçak kullanmaya doğru ilerler. Aynı şekilde sıvı ile başlayan kıvamda ilerleme; önce püre, sonra ezilmiş, en son olarak da katı kıvama ulaşır. Bu basamakların geçilmesinde ebeveynlerin desteği önemlidir. Çocuğun gelişimi sırasında bu alışkanlıkların kazanılması için ne kadar erken başlanır ve ebeveynler tarafından ciddiye alınırsa, bu sorunların ilerleyen yaşlarda devam etmesi büyük oranda azalır.

    ANNE SÜTÜ YİNE BAŞROLDE
    Anne sütünün gerek yemek seçme davranışı, gerekse çocuğun yeme miktarı üzerindeki kontrolünü ve bağımsızlığını kazanmasında olumlu etkileri vardır. Çünkü anne sütü annenin yediği besinlerden etkilenir, böylece çocuğun ileride bu besinlerle tanışmasında kolaylık sağlayacaktır. Örneğin; emzirirken yoğun havuç yiyen bir annenin bebeği, ileri yaşlarda havucu daha kolay benimseyecektir.

    Gece yarısı beslenme 6. ayda kesilmeye başlanmalıdır. Aksi takdirde, hem uyku alışkanlıklarının kazanılmasını etkiler, hem de tok mideyle uyanan çocuğun sabah iştahı kapalı olacaktır.

    ANNENİN KİLO BEKLENTİSİ GERÇEKÇİ OLMALI
    Annelerin çocuğun yediği miktarla ilgili beklentisinin gerçekçi olması gerekir. Yaşla birlikte bebekte iştah ve tartı alımı azalır. Örneğin ilk yıl 6 kilo alan bebek 2. yılında ancak 2,5 kilo alır. Eğer anne, bebeğin ilk yılındaki kadar kilo almasını beklerse, çocuğun 5 yaşına geldiğinde 35 kiloyu bulması gerekir ki bu imkansızdır.

    2 yaşında çocuk anneden ayrılıp bireyselleşmeye başlar, her şeyi kendi kontrol etmek ister. Televizyon, giyinme, kurallara uyma gibi alanlarda “hayır” diyebilir. Bu nedenle yeme saatleri de bir savaş alanına dönüşebilir. Bu dönemde ebeveynlerin gereksiz zıtlaşma ve diretmeye girmesine gerek yoktur.

    Hareket becerilerinde artışla birlikte ayakta yeme, gezerek atıştırma, istediği yerde öğünlerini geçirme gibi uygunsuz istekler ve alışkanlıklar ortaya çıkabilir.
    3 yaşından itibaren çocuklarda yoğun bir öğrenme ve büyüme içgüdüsü hâkim olur. Bu nedenle gıdaların ne işe yaradığı, büyümeye ne gibi katkılarının olacağını ifade edilmesi uyumlarını arttırabilir.

    Bu yaşta çocuklarda taklit etme, benzeme, model alma davranışı gelişmeye başlar. Ebeveynlerinin davranışlarını benimser, televizyonda gördüğü kahramanlar gibi olmak ister, arkadaşları ile yarışır; bu özelliklerin yeme davranışları üzerine etkisi olacaktır.
    Birinci yaşından önce öğün saatlerinin tüm aile bireylerle birlikte olması önemlidir. Bu hem çocuğun iletişim becerilerinin artmasını, hem görgü kurallarını öğrenmesini, hem anne babayı taklit etmesini, hem aile bireyleri ile olumlu bir ortam içinde olmasını sağlayacaktır.

    TELEVİZYON OLUMSUZ ETKİLİYOR
    Televizyon, fiziksel hareketliliği azaltacağı, abur cubur yemeye alıştıracağı ve reklamlardaki yeme alışkanlıkları ile ilgili yanlış mesajlar alacağı için olumsuz etkileri olacaktır.
    Yeme sırasında tüm sorumluluğu ebeveynlerin kendi üzerine alması çocuğun bireyselleşmesini engelleyecektir. Bunun yanında tüm sorumluluğun çocuğa bırakılması da sağlıklı yeme alışkanlıklarının kazanılmasında yetersiz olacaktır. Bu nedenle, sorumluğun ebeveyn-çocuk arasında paylaşılması gerekir. Yemeğin ne zaman yeneceği, nerede yeneceği, ne yeneceği ve ne kadar yeneceği bu sorumluluk içinde paylaşılmalıdır.

    NE ZAMAN DOYACAĞINA ÇOCUK KARAR VERSİN
    “Bir kaşık daha ye” çocuğa bazı olumsuz mesajların farkına varmadan verilmesidir. Bu durum, ne zaman doyacağının kendisinin değil ebeveyni tarafından belirlendiğini, bu konuda kendisine güvenilmediğini ifade eder. Açlık-tokluk duygusunun gelişmesini de engelleyecektir.

    Çocuğa yemediği ile ilgili lakap takmak (mızmız, pinti gibi) ya da sosyal ortamlarda yeme alışkanlıkları ile ilgili genellemelerde bulunmak (sebze sevmez, az yer) çocuğun kendisi ile ilgili olumsuz düşüncelerinin yerleşmesine neden olabilir.

    ABUR CUBURU YASAKLAMAK YERİNE KISITLAYIN
    Yeme ile ilgili yasaklar her zaman daha caziptir. Bu nedenle abur cuburları yasaklamayın, sadece kısıtlayın. Örneğin, haftanın belli günleri ya da belli saatlerde atıştırma için vakit ayırın ya da hafta başında bir kavanozun içine şekerleme, çikolata koyup hafta boyunca kendi sorumluluğu altında tüketmesi söylenebilir.

    YEMEK, ÖDÜL YA DA CEZA DEĞİLDİR
    Ancak, yemek hiçbir zaman ödül olarak sunulmamalıdır. Odasını toplayan, ödevini yapan bir çocuğa çikolata ödülü vermek, çocuğun zihninde çikolatayı çok önemli bir yiyecek ve rahatlatıcı olarak değerlendirmesini sağlar. Başarı ya da başarısızlık ile yemek yemeyi eşleyen çocuk, ileride üzüntü ya da sevinç karşısında buzdolabına sığınmaya başlayacaktır.
    Sevmediği bir yemeği yediği zaman, sevdiği bir yemeği ödül olarak sunmak da iyi bir fikir değildir. Çünkü ıspanak yerse çikolata kazanan çocuk, ıspanağın çok değersiz ve lezzetsiz, çikolatanın ise çok değerli ve lezzetli bir besin olduğunu düşünecektir.

    Annelerin en çok kaygılandığı konulardan biri de yeme reddinin zekayı etkileyip etkilemeyeceğidir. Yemeyi reddetmenin değil, ama öğün sırasındaki anne çocuk ilişkisinin özelliklerinin zeka gelişimi üzerine etkisi bulunmaktadır.

    Seçici yeme alışkanlığı olan çocukların ebeveynlerinin kendi çocukluk dönemlerinde veya halen yemek seçme özelliği olabilir. Bu nedenle kendi yeme özelliklerini ve çocuğundan beklentilerini gözden geçirmeleri gerekebilir.

    BUNLARI DENEYİN!
    Zorlamak ve dikkatini dağıtmak yerine aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz.
    - Kendiniz yerken besinin reklamını yapın: “Ne kadar da lezzetliymiş, ben çok beğendim”
    - Özendirin, teklif edin: “Mmmm, çok güzel, sen de bir parça ister misin?”
    - Mantıksal açıklama yapın: “Havucun içindeki vitamin görmemizi sağlar, o yüzden tavşanlar çok iyi görür.”

  • OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

    OCAK AYI YEMEK LİSTESİ

    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ
    3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır.Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa’nın 42. Maddesinde belirtilen eğitim hakkından yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir.Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocuklar ilkokulda okuma yazmayı, bu eğitimi almayan çocuklardan %100 daha hızlı öğrenmekte ve bu öğrenme hızı yaşam boyu sürmektedir.Öğrenmenin %80’i okuma yolu ile olduğundan , çocuğun kitapla erken yaşta tanışması onun öğrenme hızını çok etkilemektedir.Burada da okulöncesi eğitimde kitapların önemi açıkça görülmektedir.

    0-6 yaş arasındaki çocuğun eğitiminde en önemli rol ana-babaya düşmektedir. Bu nedenle öncelikle ana-babanın bilinçlendirilmesi çalışmaları önem kazanmaktadır.Ülkemizde okulöncesi eğitim kurumlarının azlığı dikkate alındığında,okul öncesi eğitimi veren kitap,oyuncak ve benzeri materyalin önemi ve bunların kullanımı konusunda velilerin bilgilendirilmesinin zorunluluğu açıkça görülmektedir.

    Toplum olarak, çok sevdiğimiz çocuklarımız ve geleceğimiz için en kalıcı yatırımın eğitim olduğu bilincine vardığımızda, tüm diğer sorunlarımızın kolayca çözümlendiğini göreceğiz.Bunun için 1-7 Eylül tarihleri “Okulöncesi Eğitim Günleri” olarak gelenekselleşecektir.

  • FEN VE MATEMATİK ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • SANAT ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

    güncelleniyor

  • MÜZİK ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • DRAMA ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • OYUN VE HAREKET ETKİNLİKLERİ

    hazırlanmaktadır

  • TÜRKÇE DİL ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİ

    güncelleniyor

  • Pembe ve Mor Sınıf

  • Mavi ve Yeşil Sınıf

  • Sarı Sınıf

  • Kırmızı Sınıf

  • Beyaz Sınıf

MERKEZ: Batıkent Mah. Dikmen Sok No:16 Tepebaşı/Eskişehir
Bizi Arayın: 0(222)315 21 60 - GSM:0.505 443 58 58
Akademi:0.506 781 37 00 Servis: 0.506 725 37 64 Email: n.sunecli@hotmail.com
ŞUBE: Sümer Mah. Çilek So No:8 Odunpazarı/Eskişehir
Bizi Arayın: 0(222)231 70 15 - GSM:0.536 566 03 08 Email: n.sunecli@hotmail.com